height="650"

Radyo Hayal Bahçe

SEVİYORSAN...  

Gönderen Hayal Bahçe

*





SEVİYORSAN

EĞER BENİ ÇOK SEVİYORSAN
SÖYLE  ŞİMDİ UZAKLARDA NE İŞİN VAR
YAĞMUR DUASIMI YAPTIN  GİDERKEN GÖZLERİME
MUTLUYSAM  GÖZLERİMDE YAŞIN NE İŞİ VAR
DARGIN DEĞİLSEM YILLARA
SAÇLARIMDA BEYAZIN NE İŞİ VAR
GÖNLÜMDE ÇİÇEKLERİM BİR BİR SOLMUŞSA
SÖYLE BAHARLA BENİM NE İŞİM VAR
SEVERKEN RÜYAMDA
ÖZLERKEN UZAKTAYSAN
SÖYLE VEFASIZ SENLE NE İŞİM VAR...

YAZAN: ŞENAY KESKİN

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

VAZGEÇTİ DİRENİŞİM...  

Gönderen Hayal Bahçe

*





vazgecti direnisim, seni sevmeyi ağır oduyorum.....
ıssız bir kente dustu gozyaslarım...
sensiz bir kente...
bir ben birde gozyaslarım var orda...
sen derdimin sahibi...
sen yuregimin yarası...
sen prangalı hasretim...
sensin ıssız sevdalarında kayboldugum...
sensin guluslerimi calan...
sendin beni bir basıma ıssız bir kente bırakan...
sendin beni vareden ve yokeden...
vazgecti yuregim seni sevmelerden...
vazgectim senden ve deli bakan gozlerinden...
vacgectim sevdandan...
artık biz yok...
sadece sen ve ben ve hayat var...
aslında hep oyle degil miydi.....
alıntı


Vazgeçtim Yalan candan&sezen - CANLI PERFORMANS

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

BİR DÜŞTEN UYANDIM...  

Gönderen Hayal Bahçe

*



Image Hosted by ImageShack.us


Bir düşten uyandım,
Uyanmamak için kendimi çok zorlamıştım oysa. İçimde yalnızca hüzün var şimdi.
Aldığım her nefes, dayanılmaz bir acıyla yayılıyor bedenimim tüm hücrelerine.
Ben bu acıları bile çok seviyorum, biliyor musun? Her saniyesinde sen varsın çünkü. Senin sesin, bakışın, gülüşün var.

Bir düşten uyandım ben.
Nisan yağmurları kadar taze, nisan yağmurları kadar güzel ve nisan yağmurları kadar kısa
Her şeye rağmen ömre bedel bir düşten Güneş her zamankinden büyük, yıldızlar daha parlak, gökyüzü alabildiğine engindi.

Şimdi her şey sönük. Tıpkı yaralı yüreğim gibi. Yalancı baharı bilir misin ?
Güneşin erken parladığını gören meyve ağaçları çiçek açar birden bire.
Tıpkı benim gördüğüm düş gibi. Sevinirler bahar geldi diye.
Gülümserler tüm güzellikleriyle, tıpkı bir melek gibi Masumca
Ardından gelen acı bir soğuk alır götürür tüm sevinçlerini, umutlarını bu çiçeklerin.
Onlar da uyanırlar düşlerinden, tıpkı benim uyandığım gibi Bir dahaki bahara kalır sevinçleri,
bir dahaki bahara kalır umutları, yarınları

Bir dahaki bahara kalır sevdaları
__________________

Bir yanimda daglar, bir yanim sevda
Anladim ki hersey yalan, YALAN BU DUNYA..!
Bir yani karanlik, bir yani mavi
Bir yanimda sevmek varsa, bir yani fani

Ne desem seni geriye getirmez
Ne desem acimi bitiremez
Ne desem bosa GELECEGIMIZ YOK!
Ne desem bu aski silemez


Kendime zarar verdim acı duymadım, iki karar verdim ama basarmadım
Birisi ölmekti bocaladım olmadı, birisi yasamaktı yasayamadım,
Pismanım, herkesi insan sanıp da saçmaladım.
(alıntı)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KALBİMİM SAHİBİ  

Gönderen Hayal Bahçe

*





Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya
daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere,
kalp nakli için ilân vermişlerdi... Canını feda edecek birini arıyorlardı...
Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı.

Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu...
Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı... Yine de
engel olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına,
fakir ama onu seven sevgilisi... Her gün aynı şeyleri düşünüyor,
anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu...

"Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var" demişti
delikanlı... Genç kızda zaten başka birşey istemiyordu...Sevgiye muhtaç biri,
sevdiğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdi ki... Ama olmamıştı işte,
dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş,
onları ayırmıştı... İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi...
Ne önemi vardı artık? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi...

Ayrılıklarından bu yana beş bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti...Her günü zehir,
her günü hüsran... Ama genç kız hep sevgisini yüreğinde taşımış, kalbini
kimseyle paylaşmamıştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o neler yapmıştı
bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı...
Gözlerinden bir damla yaş daha damladı kurumuş, bitmiş ellerine. Ellerine baktı,
bir zamanlar ellerinin, elerini tuttuğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini
seyrederdi... En çok da saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş,
koklamıştı onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu.
Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Belki sevdiği yanında olsa,
kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yaşama... Zaten artık ölüm umrunda
değildi genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki...

Tekrar o geldi aklına... Keşke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa
yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık...
Gözleri pınar gibi çağlamaya başladı. Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek
istemiyordu.. Ufak da olsa ondan bi hatırasını almadan bu dünyadan göçmek
istemiyordu... Sevdiği, kimbilir kiminle beraberdi? Kendi, sevgi dolu kalbini kimseyle
paylaşmayı düşünmemişti bile ama acaba o paylaşmış mıydı? Onun sevgisini
silmiş atmış mıydı acaba kalbinden? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir
ağırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha
ağır geliyordu genç kıza... Ölmek istedi, artık yaşamak istemiyordu bu dünyada...
Ama sevdiğinden bir hatıra almadan ölmeyeceğine and içmişti.

Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belki de sevdiği onu unutmuştu.. Bu düşünceler
içinde daldı... Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü
bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı...
Bir meleği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı...

O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve
görevini yerine getirmeyen kalbi değiştirilmişti. Bir hafta sonra tekrar gözlerini
açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki bir şeyler eksikti...

Aradan aylar geçmiş genç kız artık iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir
türlü atamıyordu. Sevdiği aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu...
Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı... Kalbi yine sızlamaya başlamıştı.
Yeni kalbi onu iyileştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu
uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlıyordu...
Genç kız bir anlam veremediği bu durumu doktora anlatmıştı ama
ameliyatı kolay değildi, bir aya kalmadan geçer demişti doktor.

Aylar geçmişti ama hâlâ aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Her gün
onlarla saatlerce dertleşiyor, zaman zaman ağlıyordu onlara.. En çok kan
kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi.
O da genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber ağlıyordu. Onu sevdiği gibi
görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiğini ilk gördüğünde ona hediye edeceğine
dair yemin etmişti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü kimseyle...

Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilişti.
Yavaşça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya başladı. Ne
olduğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı.
Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı
atmaya başladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı.
Yıllar yılı özlemini çektiği, yanında olabilmek için canını bile verebileceği
sevdiğinin kokusu vardı mektupta... Başı dönmeye başladı. Koltuğuna geçip
oturdu yavaşça... Kağıdı açtı ve elleri titreyerek okumaya başladı.

"Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını
bildiğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim... Her
günüm diğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin daha da artıyordu...

Sana kitapları dolduracak kadar şiirler yazdım. Her biri diğerinden daha da
hüzünlüydü. Yazdım, okudum, ağladım... Her gün yazdım, her gün okudum, senelerce
ağladım... Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında
olmayı istedim. Ve her gece sensizliğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime,
sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım... Ve bir gün her şeyi değiştirecek
bir fırsat çıktı önüme. Bunu fırsatı değerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim.
Ve değerlendirdim... Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye...
Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık...

Senden çok uzaklardayım belki ama yine de seni görmek için uzaklardan
gelebiliyorum. Hem de her gece...Seni seviyor, seyrediyor ve eğilip sen uyurken
yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiğimi
bildiğini sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi
sevmemizin altıncı senesi... Hep ben geldim şimdiye kadar senin yanına, yarın da
sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettiğim, kalbime iyi bak
olur mu? Çünkü göz yaşlarımla, adını yazdım ona... Seni senden bile çok seven bir
sevgi var kalbinin içinde unutma. Kırmızı gülü de unutma olur mu?
Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadar da Seveceğim...

                                                                                                                          SEVGİLİN
ALINTI

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

TUZLU KAHVE  

Gönderen Hayal Bahçe

*






Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...

“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken
deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak.
Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu...
Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...

40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,
bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...

İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.
Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..

Gözleri nemlendi kadının...
Çok tatlı!.. dedi...





alıntı





Rodrigos Guitar Concerto - Mirage

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KIRMIZI GÜLÜM  

Gönderen Hayal Bahçe

*



Mis Kokulu Kırmızı gülüm...

Hani limandan ayrılır ya gemi,
Uzaklara açılır
Öylece ardından bakarsın
Umutsuzca
Kavuşamazsın,
Deniz koskoca okyanus olmuştur
Aranızda onunla

O an kasırgalar kopar,
Fırtınalar eser yüreğinde
Hasretin uğuldar
Yaşanmamış sevdan kanar
Umutların kırılma noktasında
Vurur bakışları,
Gönlünün kıyılarına

Dizelere uzatırsın
Boylu boyunca hayalini,
Şiirlere yazarsın
Çoşkusuyla içindeki deniz
Okyanus olur kabarır
Derinden derinden, akarsın ona

Zamansız bir baharda, ansızın
Dupduru bir su gibi,
Akar içine
Filizlenirsin, yeşil yeşil
En yeşil baharlara inat

Ama her zaman başlangıcında
Bir sonu vardır
Farkına varmadan
Bir hazan baharı
Oluşur yüreğinde
Artık dallarında
Dökülür yaprakların,
Solar ve kupkuru olur,
Çabalarsın,
Tekrar sularsın
Ama kurumuştur
Yeşermez, artık
Senin koklamak istediğin
O mis kokulu kırmızı gülün Kırmızı Gülüm
-alıntı-









EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

SENSİZ SAADET  

Gönderen Hayal Bahçe

*





Sensiz Saadet

Bilemiyorum Saadet!
Hangi hüzünlü şarkının
Dikenli güftesinde başlar aşklar
Ve ben, ne zaman gözlerimi yumsam yüzüne
Hangi dağın zirvesinden patlar
O ciğerimi söken bakışlar

Bilemiyorum Saadet!
Hangi hâin mısrâ da saklıdır
Saadetli sevdalar

Öyle gülme Saadet!
Gelemem gülüşünden fışkıran o ışığa
Yolum kör kör düğümlenir
Nerede bir çöl varsa oraya uğrar ayaklarım
Yığılır dağ taş önüme, ömrüm solar
En çokta bana sevdaya boyun eğmişliğim koyar

Bakma öyle Saadet!
Aşk dediğin bu devir de
İnsanın kanını içerek doyar


Biz şarkımızı söyleyelim Saadet!
’’Sensiz Saadet neymiş tatmadım bilemem ki’’
Çalsın gönlümüzün maviliğinde
Eski zamanların eskimezliğinden
Açalım yelkenlerimizi yalnızlık sevdalarına
Yalnız gelip yalnız gidiyoruz hiç anlamasa

-alıntı-











Sensiz Saadet Neymis - Yasar Guvenir

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu